GenelUluslararası Hukuk

Uluslararası Hukukta Sorumluluk

Uluslararası Hukukta Sorumluluk (uluslararası hukuk kişilerinin sorumluluğu)

Uluslararası hukuk kurallarının ihlalinde uluslararası sorumluluk doğmaktadır. Bir süre boyunca bu sorumluluk devletlerin sorumluluğu olarak adlandırılmıştır. Bunun sebebi ise uzun bir süre boyunca uluslararası hukuk kişisi olarak kabul edilen sadece devletlerin olmasıdır.

Devletlerin sorumluluğu denmesinin nedeni_?

-Uluslararası hukuk komisyonu kurulduğunda, komisyonunun çalışma sahalarından biri Devlet Sorumluluğuydu.

-2.Dünya Savaşına kadar uluslararası kişi olarak sadece devletler kabul görmekteydi.

(not: örgütlerin kişiliklerinin kabul edildiği ilk dava BM Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini Davasıdır.

Devlet sorumluluğuna ilişkin genel bilgiler

İnsanların bir toprak parçasında yaşarken hukuka aykırı olarak yapmış olduğu davranışlar neticesinde onlara bir yaptırıp yüklenmekte sonuç olarak onların bir sorumluluğu olmaktadır. Aynı insanlar gibi devletlerde hukuka aykırı davranışta bulunabilmektedir. Bunun sonucu olarak devletler sorumluluğu doğmaktadır. Bir insanın yaşadığı toprak parçasında işlediği eylemden dolayı nasıl o toprağın ülkesinin kanunundan doğuyorsa, devletlerinde sorumluluğu da yapmış olduğu iki yada çok taraflı andlaşmalar sonucu üstlendiği yükümlülük nedeniyle doğmaktadır. Ve bu yükümlülük andlaşmadan andlaşmaya farklılık gösterecektir. Devletin sorumluluğu bir devletin başka bir devlete karşı yüklenmiş olduğu yükümlülüğü yerine getirmemesi sonucu ortaya çıkmaktadır.

Bahsettiğimiz bu yükümlülük ise; Andlaşmalardan, örf adet kurallarından, Bağlayıcı olan yargı kararlarından, Güvenlik Konseyinin vermiş olduğu kararı uygulamamaktan, Devlet niteliğinde olmayan bir kişinin yardımı ile doğmaktadır.

Devlet sorumluluğunun unsurları

Temel olarak 3 sorumluluk bulunmaktadır. Bunlar hukuka aykırı davranışın devlete yüklenebilmesi, Uluslararası bir yükümlülüğün ihlal edilmesi, Hukuka aykırılığı kaldıran bir sebebin olmaması.

1)Hukuka aykırı davranışın devlete yüklenebilmesi

Davranış ile devlet arasında bir bağ bulunmalıdır. Devlet adına hareket eden bireylerin başka bir devlette verdiği zarardan devlet adına hareket ettikleri için sorumluluğu olmaktadır. Örneğin; Rainbow warrior davasında, Rainbow Warrior adlı Greenpeace örgütüne ait gemi 10 Temmuz da Yeni Zelanda limanında batırılmıştır. Fransız hükümeti geminin batırılmasını kendi ajanlarından aldıkları emirler doğrultusunda olduğunu kabul etmiştir. Yeni Zelanda egemenlik haklarının ihlal olduğunu ileri sürerek Fransa’dan tazminat almıştır.

Devlet adına hareket etmeyen devletle hiçbir bağı olmayan bireylerin yapmış olduğu davranış ve zarardan devlet sorumlu değildir. Ancak devlet sonradan yaptığı bir açıklama ile bu davranışları desteklediklerini söylerse devletin desteğinin olduğunu kontrolünün bulunduğunu belirtirse devletin sorumluluğu doğar. Örneğin; Tarhan Rehineler davasında; öğrenciler Birleşik Devletlere ait büyükelçilik ve konsolosluklara saldırmıştır. İran yönetimi bu olayda sorumlu tutulmamıştır ancak İran yönetimi yapmış olduğu açıklamada öğrencilerin davranışlarını desteklediklerini söylemiştir. Bu açıklama sonucu devletin sorumluluğuna hükmedilmiştir.

Devlet adına hareket eden görevlilerin içinde bulunduğu pozisyonu kullanarak yetkilerini aşmaları sonucu devletin sorumluluğuna hükmedilir. Örneğin; Caire davasında, Meksika’da 2 asker, Fransız vatandaşından para istemesi ve Fransızın para vermemesi sonucu Meksika askerlerinin Fransızı öldürmeleri sonucu mahkeme, Meksika’nın sorumluluğuna hükmetmiştir.

Bir devletin yetki vermesi, emir veya kontrolü altında olması kaydıyla başkaları tarafından gerçekleştirilen olaylar sebebiyle de devletin sorumlu tutulması mümkündür. Örneğin; Nikaragua Davasında, Nikaragua yönetimine karşı faaliyet gösteren gerillaların eylemlerinden dolayı Birleşik Devletler sorumlu tutulmuştur. Mahkeme bu kararında Birleşik Devletlerin etkin kontrolünün olduğunu gerekçe göstermiştir.

2)Uluslararası yükümlülüğün ihlali

Devletin sorumlu olması için gereken şartlardan bir diğeri devletin bir yükümlülüğü ihlal etmiş olmasıdır. Bu yükümlülük 2 şekilde ihlal edilebilir. Birincisi, bir devletin başka bir devlete karşı hukuka aykırı eyleminden doğan sorumluluk söz konusu olursa buna doğrudan sorumluluk denir. İkinci olarak, Yabancılara veya mülklerine bir zarar verilirse dolaylı sorumluluk  söz konusu olacaktır. Bu yükümlülük ihlalinde kusurun varlığı önemli değildir bunu divanın Caire Davasında vermiş olduğu karardan çıkarabiliriz. Çünkü Caire davasında 2 Meksika askerinin kusuru vardır. Devletin bir kusuru yoktur. Yinede divan devletin sorumluluğuna hükmetmiştir. Herhangi bir zararın varlığına da gerek yoktur. Her olay kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Zaman bakımından incelersek yükümlülük doğuran eylem olduktan sonra inceleme yapılabilir. Önceki durum ilgilendirmez. Ancak davranış süreklilik gösteriyor ise sonradan yürürlüğe giren bir kural ile devlet sorumluluğuna hükmedilebilir.

3)Hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir sebep olmamalıdır

Eğer devletin hareketi hukuka aykırı olduğu halde geçerli bir sebebi varsa devletin sorumluluğuna hükmedilemez. Hukuka aykırılığı kaldıran sebepler; mağdur yada zarar görenin rızası(örneğin KKTC’nin rızası çerçevesinde Kıbrıs’ta Türk askerlerinin konuşlandırılması.), Meşru müdafaa(suriye’de cereyan etmekte olan iç savaşta Türk vatandaşlarının ölümüne yol açan olaylar sebebiyle Suriye’ye karşı meşru müdafaaya dayanarak orantılı güç kullanmak.), mücbir sebep, jus cogens normlara uymak, karşı önlem almak(zararın giderilmesini istemek, özür istemek), Zorda kalma(kişinin kendi yada başkasının yaşamını koruması için başkasına zarar vermesidir.), Zaruret hali(devletin kendisi açısından çok gerekli olan bir çıkarı ve uluslararası yükümlülüğün çatışması halidir.)

Yabancılara Kötü Muameleden Kaynaklı Olan Devletin Sorumluluğu

Kötü muamele kavramına değinmek gerekirse; Yabancının haksız yere tutuklanması, yargılanması, cezaevine girip işkence görmesi, mallarına el konulması, adil yargılanma hakkının ihlali, şiddet, şikayet hakkının engeli gibi muamelelerdir. Aksar hocanın kitabında kötü muamelenin ölçütü olarak 2 standart kullanılmıştır. Bunlar uluslararası minimum standart ve ulusal standarttır. Uluslararası minimum standarda göre yabancının statüsü farklı olmalıdır. Her olaya göre ayrı değerlendirilip devletin vatandaşından ayrılmalıdır. Ulusal standart ölçütüne göre ise yabancı ile vatandaş arası bir fark olmamalı aynı statüde değerlendirilmelidirler. Bizce olması gereken bu ölçütler kesin olarak belirlenmeyip her olaya göre vatandaşın durumu – eylem incelenmeli ve ona göre yol izlenmelidir. Çünkü ulusal standart ölçütü kabul edilirse devlet, yabancıya kötü davranıp vatandaşına da aynı şekilde davrandığını söyleyebilir. Uluslararası standart ölçütü kabul edilirse, yabancı birçok siyasal haktan yoksun kalır.

Yabancılara muameleden dolayı devletin sorumluluğu doğması için gereken şartlar_?

1)Vatandaşlık Bağı

Vatandaşın yabancı ülkede hukuka aykırı eylemlerle karşılaşması durumunda, vatandaşlık bağıyla bağlı olduğu devletin diplomatik koruma hakkını kullanması gerekir. Bir devletin hak talebinde bulunması için zarar gören kişi ile devlet arasında bir vatandaşlık bağı olmalıdır. Ancak bu bağ divanın vermiş olduğu kararlara göre gerçek bir bağ olmalıdır. Nitekim mahkeme Nottebohm Davasında ; Nottebohm’ın Leincestein vatandaşı olmasına rağmen bu devletle arasındaki bağı gerçek bulmayıp davayı reddetmiştir.

2)İç Hukuk yollarının Tüketilmesi

Zarara uğrayan gerçek kişi veya tüzel kişinin bulunduğu ülkede iç hukuk yolları tüketilmelidir. Çünkü ulusal hukukta kolayca çözülebilecek bir uyuşmazlığı mahkemeye taşıyarak mahkemenin meşgul olması engellenmelidir.

Kural olan iç hukuk yollarının tüketilmiş olmasıdır. Ancak istisnaları vardır; Uğranılacak zararı karşılayacak bir iç hukuk mekanizması yoksa, mahkemenin yargı yetkisi yoksa, yabancıya başvuru hakkı tanınmıyorsa, mahkeme bağımsız değilse, sorumluluğu iddia edilen devletin iç hukuk yoluna başvurma şartından vazgeçmişse, dava masrafları çok yüksekse, iç hukuk mekanizmaları gereksiz gecikmeler yaşıyorsa iç hukuk yollarının tüketilme şartı gözardı edilir.

3)Calvo kaydı

Aslında gerekli olan bir şart değildir ancak değinmekte fayda görüyorum. Calvo kaydı , yabancı ile devlet arasında yapılan bir anlaşma ile yabancının tüm sorunlarını uyuşmazlıklarını iç hukuk çerçevesinde çözeceğini belirtmesidir. Ancak yukarıda anlattıklarımıza göre bu sorumluluk devlete aittir. Devlete ait olan sorumluluktan kişi kendisi vazgeçemeyecektir.

Yabancıların Mallarına El Konulması

Devlet ihtiyaç duyduğu malları her zaman özel hukuk çerçevesinde gerçekleştirilemez bu yüzden ona kamulaştırma yetkisi verilmiştir. Yabancıların malları da kamu yararı gerektirdiği takdirde kamulaştırılabilir. Bu kamulaştırmanın şartlarından kamu yararı olarak gerçekleştirilir. Kamulaştırma bedeli yabancıya ödenir, gerekirse bir tazminata da hükmedilir.

seo
Uluslararası Hukukta Sorumluluk Uluslararası Hukukta Sorumluluk Uluslararası Hukukta Sorumluluk  Uluslararası Hukukta Sorumluluk Uluslararası Hukukta Sorumluluk Uluslararası Hukukta Sorumluluk  Uluslararası Hukukta Sorumluluk Uluslararası Hukukta Sorumluluk Uluslararası Hukukta Sorumluluk

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı