ders notuGenelUluslararası Hukuk

Uluslararası hukukta kıta sahanlığı ve karasuları

Uluslararası hukukta kıta sahanlığı ve karasuları

Kıta sahanlığı

Coğrafi açıdan bakıldığında en gelen anlamda kıta sahanlığı , kıyı devletinin kara ülkesinin deniz altındaki uzantısı olarak tanımlanabilir. Örneğin, Karadenizin kıyısında yani kumsalından başlarsak bu kumsal denize gittiğimizde taban olarak devam eder ve bir yerde sona erer bir anda boşluk oluşur. Bu boşluğa kadar olan bölge kıta sahanlığıdır. 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi 76. Madde doğal uzantı 200 deniz milinden fazla ise esas hattan itibaren 350 deniz miline kadar kıta sahanlığına sahip olunması mümkündür demektedir. Kıta sahanlığının dış sınırının belirlenmesine yönelik özel bir düzenleme de su derinliğinin 2500 metreyi aştığı yerden itibaren kıta sahanlığı dış sınırının 100 deniz milini aşamamasıdır.

kıta sahanlığı ile ilgili görsel sonucu

Kıyı devletinin kıta sahanlığı üzerindeki hakları; Bu haklar örf adet kuralı niteliğindedir. Faydalanmak için ilana gerek yoktur. Kıyı devleti kıta sahanlğı üzerinde sunu adalar, tesisler ve yapılar yapabilir ve bunlar için azamı 500 metre güvenlik bölgesi ilan edebilir. Ayrıca tüzen açmaya da izin verme yetkisi vardır.

Diğer devletlerin kıta sahanlğı üzerindeki hakları; Kıyı devletinin kıta sahanlığı üzerindeki haklarını kullanması, diğer devletlerin seyrüsefer hakkını, uçuş hakkını etkileyemez. Her devletin kıta sahanlığı üzerinde sualtı kabloları ve boru hattı düzenleme hakkı vardır.

Kara suları

Devletlerin kendilerine kıyısı olan deniz alanlarına kara suları denir. Örneğin Türkiye için Akdeniz bir kara suyudur. Karasularının genişliğini belirlemede 3 yöntem uygulanmaktaydı. Bu yöntemler; ufuk çizgisi , görüş ölçütü ve top atış mesafesidir. Her ne kadar uygulanabilmiş olsa da bunlar belirli bir kesinlik sağlamadığı ve sorunlara yol açtığı için bu görüşlerden sonradan vazgeçilmiştir. 1982 Deniz hukuku sözleşmesi ile kesin bir sınırlama getirilip 12 deniz mili ölçütü örf adet kuralı niteliği almıştır.

Ä°lgili resim

Kara sularının 12 deniz miline kadar olabilmesi ilkesinin 2 önemli sonucu vardır. Bunlar, kıyı devletlerine daha fazla deniz alanında düzenleme yetkisi vermekte dolayısıyla denizlerin serbestisine sınırlama getirmektedir. İkinci olarak açık denizden diğerine geçişi sağlayan birçok boğaz, uluslar arası su veya açık deniz olmaktan çıkmıştır.

Karasularında zararsız geçiş hakkı; Yabancı gemilerin karasularından zararsız geçiş hakkı vardır. Denize kıyısı olsun veya olmasın, her devletin bayrağını taşıdığı gemileri karasularından zararsız geçiş hakkı vardır. Zararsız geçişin 2 unsuru bulunmaktadır. Bunlar, Geçiş olmalıdır. Bu geçiş kesintisiz ve hızlı olmalıdır. İkinci unsur, geçiş zararsız olmalıdır. Yani kıyı devletinin güvenliğini , kamu düzenini veya mali çıkarlarını ihlal etmemelidir.

Karasuları bulunan bir devletin sorumsuz olması düşünülemez. Bu durumda devletin haklarını ve yükümlülüklerini bahsetmekte fayda vardır. Haklar; Seyrüsefer güvenliği ve deniz trafiği düzenliği, kablo ve boru hatlarının korunması, denizin canlı kaynaklarının korunması, denizde bilimsel araştırma ve hidroğrafik ölçüm, kıyı devletinin çevresinin korunması. Yükümlülükler; Yaptığı kanun ve düzenlemeleri duyurma, Zararsız geçişi önleyici düşünce yaymama, Herhangi bir tehlikeyi ilan etme, ücret talep etmeme, zararsız geçişte gemilerde ayrım yapmama gibi yükümlülükler mevcuttur.

 

Etiketler
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı